
Beşiktaş bir marka mıdır? Markadır. Beşiktaş gelirleri olduğu gibi giderleri de olan bir markadır. Bizler taraftar olarak giderleri minimum olan, gelirleri maksimum olan ve gelirleri giderlerinden çok çok daha fazla olan bir Beşiktaş isteriz değil mi? Kesinlikle her Beşiktaşlı bunu ister. Peki ya Beşiktaş yönetimi?
Çok şey yazabiliriz bu konuda. Beşiktaş nedendir bilinmez elinde 5 liralık bir güç varken hep 1’e razı görünüm sergiliyor. Bu olaylar bugün de başlamıyor. Benim bildiğim araştırdığım, öğrendiğim kadarı ile bu olaylar Süleyman Seba döneminden itibaren sistematik biçimde gün be gün artan bir şekilde işliyor.
Süleyman Seba döneminde, öğrenebildiğim kadarı ile, Çırağan Sarayı’nın hemen yanında bulunan Şeref Stadı’nın olduğu arsa devlete bağışlanıyor. Peki ne kadardır bugün o arsanın değeri hiç düşündünüz mü? Siz o arsaya ne kadar paha biçebilirsiniz? Hepinizin dilinden birkaç milyar dolar dökülüyordur şuanda ama eksik dökülüyordur. Paha biçemezsin öyle bir arsaya. Peki bu işten Beşiktaş ne kadar kazançlı çıktı? Bu sefer 5 liraya 1 degil, 555’e 1 karla(!). Peki Seba bu olay sonrası ne kazanmıştır veya kaybetmiştir? Seba Beşiktaş Kongre Üyelerinin karşısında hiçbir şey kaybetmemiştir. Farelerin cirit attığı(!) arsayı devlete bağışlayarak Beşiktaş’ı büyük bir yükten kurtarmıştır ve bugün hala daha Efsane Başkan Süleyman Seba’dır kendisi.
Serdar Bilgili ne yapmıştır bu konuda? Mali anlamda gerçekten de çağ atlatmıştır Beşiktaş’a kendisi. Bütçe adım adım büyürken, branş harici konularda kar etmekten çok kendini döndürmeye çalışarak borçların da adım adım büyümesini sağlamıştır. Beşiktaş’ı milenyum kulübü yapacağım derken elin oğlunun 10 sene önce elde ettiği ürün, yayın vs gelirlerinin 10da birini Beşiktaş’a kazandıracak hamleleri yapmadı.
Bugün geldiğimiz noktada ise 6 yıldır Başkanımız olan Yıldırım Demirören yönetiminde deniz derya misali borç denizinde yüzer hale gelmiş bulunuyoruz. İyi de Beşiktaş kocaman marka değil mi? İnsanların Başbakan’ın adını bile bilmediği noktada Beşiktaş’ın adı her yerde, akıllarda mıh gibi değil mi? Eee Beşiktaş bunu neden paraya çeviremiyor da borçlar derya deniz oluyor? Çok basit:
Sen; düzensiz-plansız transfer yaparsan, kafana göre 8 milyon € tazminatla hocanın görevine son verirsen, 10,5 numara diye futbolcunun birine ederinin 10 katını verirsen, kongre zamanları yüzünden Beşiktaşımızın Derneklerini Beşiktaş’a veren değil Beşiktaş’tan alan hale getirirsen, Beşiktaş’ı taraftarın Beşiktaş’ı olmaktan çıkarıp, Beşiktaş’ın taraftarı haline getirirsen, bu borçlar derya deniz olur tabi ki.
Sen; gece istifa ettiğini, sabahında ise istifa etmediğini söyleyen Başkanımıza Şeref Stadı’ndan sonraki en değerli yere, Fulya’ya, yapılacak olan inşaat konusunda yüzlerce binlerce kere yalvarsan da, o inşaat belirsiz(!) şartlar altında biterse ve Beşiktaşımız değil de Aşçıoğlu firması zengin olursa, ne beklersin ki Beşiktaş’ın gelir-gider tablosundan.
Sen, Ülker’in fenere 50, galatasaraya 5 verdiği yerde, adını 1’e satarsan ne beklersin ki giderlerin artması konusunda?
Sen; uzaklarda değil Türkiye’de, ezeli rakiplerin sportif branşlar haricindeki birimlerden milyon dolarlar kazanırken, yerinde sayarsan normaldir tepe taklak olman. Örnek mi?
Diğer takımların sportif ürün departmanları çuvalla götürürken, Beşiktaşın kanayan yarasıdır Beşiktaş Sportif Ürünler A.Ş. !!!
Murat Ürünsak zamanından bu yana bu konu ile fazla iç içeyim. Yeri geldi öğrenciyken –eski adıyla- Store’da gönüllü çalıştım, yeri geldi maç izlemeden stad içinde Store için satış yaptım, yeri geldi elimde sopa, korsan ürün satanları kovaladım, yeri geldi sportif ürünler için raporlar düzenlenmesine katkıda bulundum, yeri geldi Kartal Yuvalarında satılması için ürün dizaynları aşamasında bulundum, yeri geldi Kartal Yuvası’nın bağımsız bir internet sitesi bulunması için çırpındım ve her yıl olmak üzere çalışmaya başladığımdan en az bir maaşımı sportif ürünlere harcadım. Arkadaşlarımla birlikte, özellikle son yıllarda ürün çeşitliliğinin artması ve ürün hatta forma dizaynları konusunda çok mesai harcadık. Öyle ki Sportif Ürünler A.Ş.’nin tasarımcısının askere gitmesi sonrasında bir çok ürünün tasarımını yaptık.
Arkadaşlarımızla birlikte; Kurumsal bir yapı kazanması, ürün çeşitliliğinin artması, ürün dizaynlarının her yaşa ve tarza göre yapılması, bağımsız satış yapan bir web sitesi kurulması konusunda 40 sayfalık rapor hazırlayıp sessiz sedasız yöneticilerimize sunduk. Önceki dönemlerde bu tip hareketlerimize karşılık verilmemesine karşın, Hakan Aksoy ağabeyimizin sayesinde, 2 yıl önce bu çalışmamıza cevap aldık. Bazı tasarımlarımız hayata geçerken, kurumsallaşma ve özerk yapı konusundaki görüşlerimiz beğenilmedi. Kartal Yuvası’nın bağımsız bir satış sitesi olması amacıyla dizayn yaptık (çok beğenildi). Toplamda çok değil 3 görevli ile (Biri siparişleri alacak-düzenleyecek, biri de ürünleri teslimata hazır hale getirecek, biri de web sitesine ürünlerin fotoğraflarını ve bilgilerini yükleyecek) hayata geçirilebilecek bir şekilde raporumuzu sunduk. Zamanında, 3 üst düzey yetkili müdürün olduğu A.Ş.’ye, 3 tane maaşlı görevli alınarak açılacak olan bir alışveriş sitesi konusunda raporumuz veto yedi.
Başkanımız kolay veya zor bir şekilde Beşiktaşımızın nakit ihtiyacını karşılarken, Beşiktaşımızın kendi kendine dönebilmesi konusunda yapılacak ufacık hareketlere, olaylara hep soğuk baktı. Belki de ufacık olduğundan dolayı görmek dahi istemedi bile. Halbuki bu ufacık hareketler belki Del Bosque’nin tazminatını, belki de Tabata’nın masraflarını karşılayabilecek getirilere sebep olabilirdi.
Dün akşam ise öğrendim ki; Hakan Aksoy ağabeyim 6 aydır Sportif Ürünler ile ilgilenmemekteymiş. Bir şeyler yapmaya çalışan Bülent, Harun ve Emre ağabeylerimiz departman değişikliğine uğrarken Sportif Ürünler A.Ş., CEO’lara, profesyonel yöneticilere emanet edilmiş. İşin garibidir ki; profesyonel yöneticilerimiz Kartal Yuvaları için kışa girdiğimiz şu günlerde bile raflarda yerini alamayan kışlık ürünleri unutmuşlar. Amerika’dan bile Iverson ürünleri istenirken, Türkiye’de ne bir ürün üretilmiş, ne de bir tasarım var kışlık ürünlere dair. Hal böyle olunca da Yuvalar da bir bir kepenk indirme sürecine girmiş.
Yazık! Üzülüyorum! İçim kan ağlıyor!
Son sözüm Başkanımıza;
Başkanım, çok kötü durumdayız. Gerek sportif başarı, gerekse de mali açıdan. Bir türlü dönemiyoruz. Beşiktaşımız zor durumda. Beşiktaşımıza uzun vadeli, Başkanlıktan indiğiniz gün isteyebileceğiniz şekilde biraz borç verebilir misiniz? Teşekkürler Başkanım…
Saygılarımla
